02-MEHMET ILDIRAR-SOHBETLER- - KİTABOOKU - Blogcu



KİTABOOKU

KÜÇÜK GÜNAH HEP KÜÇÜK MÜ KALIR?

10/4/2007 · Kategori: 02-MEHMET ILDIRAR-SOHBETLER-

Image Hosted by ImageShack.us


Tevbede sebat etmedikçe ve günahları terk etmedikçe ilâhi yardımı ummak doğru olmaz. Allah'ın rahmet, bereket ve inayeti sonsuzdur ama hesabı ve azabı da şiddetlidir.

Kâmil bir tevbe için büyük günahları terketmek lazım geldiği gibi, küçük günahları da terk etmelidir ve günahların hem zahirde hem de bâtında terki gerekir. Hırs, haset, kötü zan, Ümmet-i Muhammed'e karşı kin ve nefret gibi içten işlenen günahları, dıştan işlenen günahlar gibi terk etmedikçe insan günahtan kurtulmuş olamaz.

Allah Tealâ: 'Eğer siz, yasaklandığınız büyük günahlardan sakınırsanız, diğer kusurlarınızı örter, sizi üstün, seçkin bir yere koyarız.' (Nisa, 31) buyuruyor.

İbn Hacer Heytemî k.s. Hazretleri, 'Büyük Günahlar' isimli iki ciltlik eserinde dört yüz küsur günah-ı kebairi bildirmiş, hükümlerini arzetmiştir. Küçük günahlar da küçük diyerek fütursuzca işlenirse, büyük günahların vebali içine düşülür.

Rasululah s.a.v. Efendimiz, ashabıyla (Allah onlardan razı olsun) bir vadiye geldi. Ashabına odun toplamalarını söyledi. Oysa görünürde odun yoktu. Ashap, çalı-çırpı dışında çevrede odun göremediklerini söylediler. Rasulullah s.a.v.: 'Ele geçirdiklerinizi küçük görmeyin, bir kimse üst üste bir şeyler bulup biriktirirken bunların büyüyüp gittiğini görür.' buyurduktan sonra şöyle devam etti:

'Hayır ve şer cinsi küçük şeyleri de böyle görmelisiniz. Küçük günah küçük günaha, büyük günah büyük günaha katılır. Hayır hayıra, şer de şerre katılıp, bunlar bir araya geldiği zaman büyür, gider. Tek başına olduğu gibi küçük kalmaz.'

Şu halde bu çok önemli bir emr-i rabbanîdir. Onun için İki Cihan Serveri s.a.v. buyurmuştur ki:

'Mümin bir kul, işlediği günahı üzerine yıkılacak bir dağ gibi görür, münafık ise bir sinek gibi görür. Günahın küçüklüğüne büyüklüğüne bakmayıp, kime karşı işlendiğine bakmak lazım gelir.'

Eğer işlenen günahın kime karşı işlendiği düşünülmez de herkes anlayışına, dünyadaki yaşayışına uyarak çirkin ameller işlerse, başımıza birbirini takip eden bela, musibet ve hastalıklar çöker. Bunun için Kur'an'da buyurulmuştur ki:

'Sizin başınıza gelen belalar kendi ellerinizle yaptıklarınızın karşılığıdır.'

İnsanın başına hayır gelirse Allah'ın rahmetinden, şer gelirse nefsinden, şeytandan, dünyadan olduğu bilinmelidir.

Musibetlere düşen kimse bu musibetleri dünyevî sebeplerle izah edemez. Eğer yakîn sahibi ve şeksiz-şüphesiz Allah'ın hükümlerine inanmış ise, başına gelen bütün bela ve musibetlerin Allah'a karşı işlediği günahtan ve günahlarına tevbe etmeyişinden, günahta ısrar etmesinden ileri geldiğini bilmelidir.

Allah Tealâ Hazretleri, Nuh Aleyhisselam'ın kavmine hitabıyla bize bildirmektedir ki:

'(Nuh) dedi ki: Ey kavmim, gerçekten ben size açık bir uyarıcıyım.' (Nuh, 2)

Ayetin tefsirinde; 'Ey kavmim, itaat etmediğiniz sürece başınıza gelecek azabı beyanla ben sizi korkutucuyum. Eğer isyan ederseniz, helâk edici azabın geleceğini haber vererek sizi Allah'a itaat etmeye davet ediyorum.' denilmektedir.

Sonraki ayetlerde de Allah Tealâ Hazretleri, Nuh Aleyhisselam'ın:

'Alah'a kulluk edin, O'ndan korkun ve bana itaat edin ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz Allah'ın takdir ettiği süre gelince ertelenmez. Eğer bilseydiniz.' (Nuh, 3-4) dediğini bildirmektedir.

Cenab-ı Hak iki şeyi vaad buyurmuştur: Birincisi, bütün emirlere uyarak günahlarına tevbe edenlerin kurtuluşa ereceği, ikincisi tevbe edenlerin tehiri mümkün olan bir zamana kadar ecellerinin tehiriyle helâktan ve dünyanın zarar-ziyanından kurtulacağı...

Aksi halde, verilen mühlet ne kadar olursa olsun, insan ilâhi hükümlere uymadıkça, dünya ve ahirette uğrayacağı zarar kat'idir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

SOHBETLER- DÜNYANIN YÜZÜ ( 1)

11/3/2007 · Kategori: 02-MEHMET ILDIRAR-SOHBETLER-

DÜNYANIN HALLERİ-1

 

Dünya bir nimet olduğu gibi aynı zamanda bir musibettir. Bediüzzaman Hz.leri dünyayı tarif ederken, der ki: ‘’Dünyanın üç türlü hali vardır.’’

Birincisi , Allahü Azimüşşanın esma-yı ilahiyesine  bakar. Allah’ın isimlerine bakar, zatına bakar, sıfatlarına bakar. Bu dünya bir mektubat-ı rabbaniyedir. Yani Allah’tan gelmiş bir mektubtur.’’ ‘’Hangi bakımdan? Dünya, yaratılışındaki kuvvet, içindeki nimet, varoluşundaki hikmet ve murad-ı ilahi sebebiyle Rabbani bir mektuptur ki bu yüzüyle Allah’a bakar. İnsan güzel bir çiçek gördüğü zaman;  ne güzel bir çiçek demeye değil, ne güzel yaratılmış demeye mecburdur. Güzel nakış ile, nakkaşı hakiki olan Allah’ı görür. Nakışın güzelliğini gören kimse , o nakışları yapıp süsleyen, kudretiyle yapıp donatanı unutursa nakışa meftun olur. Allah göstermesin o zaman ehli dünya olur. Şu halde dünya bir yüzüyle Allah’ın azametini göstermeye yarar. Yine Bediüzzaman Hz.lerinin  mübarek lisanıyla bize üç şey Allahü Azimüşşanı gösterir.

Birincisi, bütün yaratmış olduğu mevcudat, mahlukat mükevvenat ve dünyadır. Bu Allah’ın azametini gösterir.

İkincisi, bütün peygamberler Allah’ın vahdaniyetini anlatmak için gelmişler. Yirmidörtbin peygamber beşeriyete ‘’La ilahe illallah’’ demesi için gelmiştir. Şu halde Allah’ın vahdaniyetini, dünya, mahlukat, mahsusat,mükevvenat tarif edip gösterdiği gibi peygamberler dahi bu vazifeyle gönderilmiştir.

Üçüncüsü olarak, Allah’ın  kudret ve azametini vahyedilmiş olan Kitab-ı Kerimler gösterir. Dört büyük mucize-i beşeriyet değil: bu beşeriyete dört büyük mucize-i Rabbani olan Kitab-ı Kerimler, Kuran-ı kerim İncili Şerif, Tevrat ve Zebur ve diğer suhuflar azamet-i ilahiyeyi tarif eder.

İşte bu üç cihetten birisi mektup gibi Allah’ın azametini sıfat ve zatını gösteren bir vecihtir ki dünyanın bir yüzü buna bakar. Demek ki dünyaya bakan kişi mahluk olan güzelliğe bakıp Hâlikı düşünebilir. Böyle bir bakışın ismi ilim olur, tefekkür olur. Bu bakış Allah adınadır, insana da hayır ve hasenat kazandırır.


DEVAMI VAR

 

TASAVVUFİ SOHBETLER1  - Mehmed ILDIRAR

 

BU KELİMELERİ ÖĞRENELİM

Meftun                    : 1.Gönül vermiş,tutkun,vurgun  2.Hayran olmuş, şaşmış  3.Fitneye düşmüş

Mükevvenat          : Mahlukların, yaratıkların hepsi

Vahdaniyet            :  Birlik, Allah’ın bir oluşu

Vecih                       : 1. Uygun, münasip 2. güzel, hoş, latif  3. bir kavmin ulu’su,büyüğü, başkanı

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::

<-- Zirve100 kodu baslangici -->
Zirve100 En iyi

Zirve100 En iyi