12 02 2007

ASIM US ADIYLA MAKALE YAZAN MUSTAFA KEMAL


BURHAN EREN
Mustafa Kemal Atatürk, 1937’de, Hatay meselesi ile ilgili olarak, başında İsmet İnönü’nün bulunduğu hükümeti, bir makale yazarak eleştirir ve metni ‘Asım Us’ adıyla gazetede yayınlar. Yazı, Hatay sorununun çözülmesinde ve hükümetin üzerinde etkili olur.

‘Yaşar Kemal’ takma adıyla tanıdığımız Sadık Kemal Göğçeli, geçiminin temini için Yeşilçam’a film senaryoları yazar. Senaryoları sık sık Emniyet’in Sansür Masası’na takılınca, yazar çareyi senaryolarının altına ‘Azmi Kütüval’ imzasını atmakta bulur. Senaryolar sansüre takılmaz; çünkü bu isim Sansür Masası’nın başında bulunan amirin adıdır. İttihat ve Terakki’nin ve dönemin milliyetçi cereyanının önemli isimlerinden biri olan Naci İsmail Pelister, uydurma Alman profesör isimleri kullanarak Türk ırkının üstünlüğü ile ilgili kitaplar yazar. Almanya kitaplara itiraz eder ve bu durum iki ülke arasında diplomatik sürtüşmelere sebep olur.

Bu anekdotlar, edebiyat ve basın tarihimizde müstear isimlerle ilgili çok az kimsenin bildiği hikâyelerden sadece üçü. Çünkü edebiyat ve basın dünyasında takma ad kullanma yaygın bir gelenek… Kimileri devlet baskısı yüzünden, kimileri ismine gölge düşürmemek için takma adla yazmış. Kimileri de ‘fiyakalı’ durmadığı için adıyla değil, takma adla tanınmayı seçmiş. Söz gelimi Alparslan Türkeş’in asıl adı Hüseyin Feyzullah. Ünlü romancı Orhan Kemal’in asıl adı ise Mustafa Raşit Öğütçü. Yahya Kemal’inki İbrahim Ahmet Agah, Cemal Süreya’nınki Cemalettin Seber, Fethi Naci’ninki İsmail Naci Kalpakçıoğlu, Hekimoğlu İsmail’inki Ömer Okçu. İşte ünlü yazarların müstearları, takma ismi ile tanınan yazar, sinemacı ve oyuncuların gerçek adları…

Edebiyat, basın ve sinema dünyasında pek çok kişi, takma isim, yani müstear kullanmış. Kimileri yazdıkları eleştirileri ile düşman çekmemek, kimileri devlet memurluğuna halel getirmemek, kimileri de renkli bir isim edinmeye ihtiyaç duyduğu için yapmış bunu. Ama çoğu, devlet baskısından çekindiği ya da geçim kaygısı ile yazdığı yazılardan asıl adını korumak için başka bir isim kullanmış. Onlar farklı isim kullandıkça okurların ‘Aslında kim?’ merakı da büyümüş. Geçtiğimiz aylarda yayınlanan iki kitap bunun bir kanıtı. Biri Tahsin Yıldırım’ın hazırlayıp Selis Yayınları’nın yayınladığı ‘Edebiyatımızda Müstear İsimler’ adlı sözlük, diğeri Edebiyat Otağı Yayınları’nın yayınladığı, Nurullah Çetin’in ‘Takma İsimler Sözlüğü’. Her ikisi de bu alanda kayda değer bir bilgilenme sağladıysa da işince eksik bulunuyor. Bu yüzden konuyla yakından ilgilenenlerin merakla beklediği bir çalışma var. O da İstanbul’un önde gelen sahaflarından Halil Bingöl’ün çalışması…

Edebiyat ve basın dünyasında kalem oynatanların bu tercihi, ilginç durumlara sahne olmuş. Mesela Peyami Safa, Fransızcadan roman çevirilerine ve ‘Cingöz Recai’ polisiye hikâyelerne annesinin adını, ‘Server Bedi’ imzasını atmış. Müstear kullanma, polisiye edebiyatımızın gelişimine de katkı sağlamış. Amerikan polisiye yazarı Frank Morisson’un kaleme aldığı ‘Mike Hammer’ romanlarıgerçekte sadece 13 iken, Türkiye’de bu sayı 250’ye kadar çıkmış. O sıra çok tutan bu maceraların büyük kısmı Kemal Tahir (ki bu isim de müsteardır) tarafından ‘F. M. İkinci’ adıyla yazılmış. Morrison’a yeni eserler kazandıran yazar, bu isimle (yani 2. Frank Morris) anlayan için ‘dürüst’ de davranmış. Fakat bu durum, o dönemde bilinmemiş.

Atatürk, müstear isimle İnönü’yü eleştirdi

Hazırladığı sözlüğü ile ilgili bilgi almak ve müstear isimlerle ilgili yeni isimler, yeni anekdotlar almak için Halil Bingöl ile konuştuk. Konu ile ilgili, bir kısmı gizli kalmış, bir kısmı da az kimse tarafından bilinen hikâyeler var Bingöl’de. Bunlardan biri, Atatürk’ün pek bilinmeyen bir müstearı… Bingöl, Atatürk’ün cumhurbaşkanı iken 25 Ocak 1937’de ‘Asım Us’ imzasıyla Kurun Gazetesi’nde bir makale yayınladığını ifade ediyor. Arşive bakarak teyit ettiğimiz yazının, beş gün boyunca baş makale olarak yayınlandığını görüyoruz. Atatürk’ün Hatay meselesi ile ilgili, başında İsmet İnönü’nün bulunduğu hükümeti kıyasıya eleştirdiği yazısı, Atatürk ile İnönü’nün derin ayrılığına da önemli bir kanıt oluşturuyor. Atatürk, yazısında İnönü’nün halka telkin ettiği ‘On beş gün bekleyiniz.’ sözüne sert bir dille cevap veriyor: “Bize bir şey telkin etmektense hiçbir şey söylememeniz evladır. Sizin sözlerinize inanmış olmak gafletinden korkuyoruz!”

Bingöl’ün aktardığı ve az kimsenin bildiği bir diğer ilginç anekdot da Yaşar Kemal ile ilgili. Asıl adı Sadık Kemal Göğçeli olan yazarın, geçim kaygısıyla film senaryosu yazdığı yıllardır. Ancak senaryoları, Emniyet’in sansür masasından sık sık geri döner ve masanın başında 9. Şube’den Azmi Kütüval vardır. Yaşar Kemal, senaryolarını Azmi Kütüval imzasıyla yazmaya başlar. Kemal’in, taktiği tutar; senaryolar hızla geçmeye başlar ve Türk sinemasının arşivi bu isimle yeni bir senarist (!) kazanır.

50’nin üzerindeki müstearıyla en çok takma ad kullananlardan Aziz Nesin’in (ki bu adı da bir müsteardır) yaşadıkları, hikâyelerine konu olacak kadar da komik. Sahaf Halil Bey birini şöyle aktarıyor: “Aziz Nesin 1948’de, uydurduğu bir Fransız adı ile, kahramanları Fransız olan, bir mizahi hikaye kaleme alır ve bunu Akbaba dergisinde yayınlatır. 1957’de ‘Milletler Gülüyor’ adıyla dünya milletlerinin mizahını ortaya koyan ve her milletten bir hikâyeyi içeren bir derleme yayınlanır. Fransız mizahından da Aziz Nesin’in Akbaba’da yayınladığı o hikâye vardır.” Bingöl’ün konu ile ilgili bir diğer ilginç örnek ise Osmanlı’nın son döneminde İttihat ve Terakki’nin önde gelen isimlerinden ve milliyetçi cereyanın önemli kalemlerden Naci İsmail Pelister. Pelister, Dr. Bukkert, Dr. Frayliç gibi uydurma Alman profesör imzaları atarak, Türk ırkının üstünlüğünü dile getiren makaleler yayınlar. Hatta bu isimleri kullanması, ‘Bu iddiaları nasıl bir Alman’a yıkabilirsiniz?’ diye Almanya’nın devlet düzeyinde itirazlarına ve iki ülke arasında diplomatik sürtüşmelere neden olur. b.eren@zaman.com.tr


Kendisi de müstear kullanıyor

Halil Bingöl’ün sözlüğünde bugünün müstear isimleri de var. Bunlardan biri halen Vatan Gazetesi’nde köşe yazan Tuğçe Baran. Daha önce çeşitli internet sitelerinde ve kimi köşe yazarlarının yazılarında Tuğçe Baran’ın sanal bir kişilik olduğu yazılmış, ancak kim olduğu açıklanamamıştı. Bingöl, Tuğçe Baran’ın Mutlu Tömbekici olduğunu söylüyor. İşin meraklıları Sahaf Halil Bey’in eserinden haberdar ve yıllardır bu hacimli ve iyi sistematize edilmiş sözlüğün yayınlanmasını bekliyor. Çünkü Bingöl, araştırma yapmaya, sözlüğü yazmaya başlayalı 23 yıl olmuş. Eğer siz de bu yıl yayınlanacak ‘Müteferrika’dan Günümüze Takma Adlar, Mahlaslar Lakaplar ve Rumuzlar’ adlı bu sözlüğü edinmek isterseniz, sakın ola ki sözlüğün yazarını ‘Halil Bingöl’ adıyla aramayın. Çünkü sözlük, ‘Kaan Mete Aradadur’ imzasıyla yayınlanacak. Bingöl, gerekçesini muzipçe gülerek, ‘Böyle bir sözlüğü adımla yayınlamak, işin ruhuna aykırı düşerdi.’ diye açıklıyor.
ZAMAN  PAZARKEYFİ

1060
0
0
Yorum Yaz