GÜL NESLİNİN ANASI - KİTABOOKU - Blogcu



KİTABOOKU

GÜL NESLİNİN ANASI

10/3/2007 · Kategori: 38- HANIM SAHABELER

Efendimiz’in (sas) ciğerparesi Hz. Fatıma (r.anha)
Hz. Fatıma (r. anhâ), Efendimiz’in (sas) soyunu devam ettiren gül neslinin anasıdır.

 O, “neslinden gelecek olanların cehennem azabından fersah fersah uzak olduğu” Fatıma’dır. O, “beyaz, parlak ve aydınlık yüzlü” Zehra’dır. O, “kendisini Allah’a adamış, namuslu ve iffetli” Betûl’dür. O, Hz. Fâtımatu’z–Zehra el–Betûl’dür.
 Allah Resulü’nün en küçük kızı olan Hz. Fatıma validemizin hayatının bin bir çile, ızdırap ve gözyaşıyla dolu olduğunu görüyoruz. Babasıyla arasında evlat–baba ilişkisinin üstünde ayrı bir sevgi bağı vardır. Her ânı ayrı bir hakaret, horlanma, işkence ile geçen İslam daveti esnasında babasını hiç yalnız bırakmamış ve O’nu adım adım takip etmiştir.
 Bir gün Efendimiz (sas) Kâbe’ye gitmiş ve orada bulunanlara İslâm’ı anlatıyordu. Orada bulunan müşrik grubu, bu nurlu sesi boğmak için toplanmış ve Allah Resulü’ne her türlü hakareti yaparak O’nu tartaklıyorlardı.
 Babasının bu hazin görüntüsünü bir kenardan gözyaşları içinde izleyen Hz. Fatıma, oradaki talihsizler güruhunun dağılmasından sonra kanlar içindeki babasını alıp eve götürüyor ve yaralarını sarıyordu.   Yine bir gün Efendimiz (sas) Kâbe’ye gidiyor ve namaza duruyordu. Secdeye vardıklarında, müşrikler bir deve işkembesini üzerlerine atıyorlardı. Müşrikler bu tabloyu kahkahalar atarak seyrederken, çilekeş kızı Hz. Fâtıma, babasının üzerine bulaşan pislikleri kendi elleriyle temizliyor ve babasını teskin ediyordu. (Buhari, Vudu, 69; Müslim, Cihad, 107–110)
 Evet, Hz. Fatıma ile Efendimiz (sas) arasında çok güçlü bir sevgi bağı vardı. Babasının terbiyesi altında yetişen Hz. Fatıma, O’na çok benziyordu. Haya ve edebi, konuşma tarzı, oturup kalkması ve yaşantısıyla babasını andırıyordu.

 Nebiler Serveri (sas) de kendi pâk neslini devam ettirecek olan kızını çok seviyor, kızı yanına geldiğinde onu ayakta karşılıyor, elini tutup “Hoş geldin kızım” diyor ve ona iltifatlar edip yanına veya kendi yerine oturtuyordu. (Müslim, Fezailu’s–Sahabe, 98; Ebu Davud, Edeb, 143, 144)
 Hz. Fatıma evlilik çağına geldiğinde sahabinin ileri gelenlerinin onunla evlenmek için yarıştığını görüyoruz. Çünkü onunla evlenmek, Allah Resulü’ne akrabalık bağlarıyla bağlanmak demekti. Bu da çok büyük bir şerefti ve sahabe–i kiramın ileri gelenleri bu şerefe ulaşmak istiyordu. Bu yüce şeref Hz. Ali’ye nasip olacaktı. Nebiler Serveri’nin damadı olan Hz. Ali (ra), fakir bir genç olduğu için Hz. Fatıma’ya mehir verecek parası bulunmuyordu. Elinde bulundurduğu bir kısım eşyasını satarak eşine 450 dirhem civarında mehir verebilmişti. Peygamber kızı Hz. Fatıma’nın çeyizinde ise bir kadife örtü, içine hurma lifi doldurulmuş deri bir yastık, iki el değirmeni ve deriden yapılmış iki su kabı bulunuyordu.
 Bu kutlu evlilikten Hz. Hasan ve Hüseyin dünyaya gelmişti. Hz. Ali baba, Efendimiz (sas) ise dede olmuştu. Allah Resulü, torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i dede şefkatinin üzerinde ayrı bir muhabbetle seviyordu.
 Efendimiz’in, “Fatıma benim bir parçamdır, onu sevindiren beni sevindirmiş, onu üzen de beni üzmüş olur.” (Buhari, Fezailu Ashabi’n–Nebi, 12, 29) iltifatına mazhar olan Hz. Fatıma validemizin, babasını savaş meydanlarında da yalnız bırakmadığını görüyoruz. O, Uhud Savaşı’nda mücadele eden sahabelere yiyecek ve su taşımış ve aynı zamanda yaralananların yaralarını sarmıştır. Savaşın kızıştığı bir anda gözleriyle babasını arayan Hz. Fatıma, babasının ağzından kan boşaldığını görünce hemen yanına koşmuştu. Babasının dişi kırılmıştı. O, elleriyle babasının kana bulanan yüzünü temizlemeye çalışmış, kanın dinmediğini görünce de bir hasır parçasını yakıp küllerini Efendimiz’in (sas) yüzüne bastırarak akan kanı durdurmuştu. (Müslim, Cihad, 101)
 Babasına çok düşkün olan Hz. Fatıma, Efendimiz’in vefat anlarında yanına gelir ve babası kızının kulağına bir şeyler fısıldar. Bunun üzerine ağlamaya başlayan Hz. Fâtıma, Allah Resulü’nün kulağına eğilip tekrar bir şeyler söylemesiyle ağlamayı bırakır ve bu defa tebessüm etmeye başlar. Daha sonra bu olayın nedenini anlatan Hz. Fâtıma, Hz. Peygamber’in, yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak vefât edeceğini söylediğini ve kendini tutamayarak ağladığını; ancak daha sonra ehl–i beytinden kendisine ilk kavuşacak kişinin kendisi olduğunu müjdelediğinde gülümsediğini söyler. (Buhari, Fezailu Ashabi’n–Nebi, 12; Müslim, Fezailu’s–Sahabe, 97–99)
 Bu müjdeyi alan Hz. Fatıma anamız, Allah Resulü vefat ettikten sonra onun acısına fazla dayanamamış ve yaklaşık beş buçuk ay sonra vefat ederek yine babasına kavuşmuştur. Onun analık yaptığı nurlu nesil ise, bulundukları her asrı aydınlatmış ve aydınlatmaya da devam etmektedir. Ne mutlu o nesle ve o nesle tâbî olan kutlulara..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »

<-- Zirve100 kodu baslangici -->
Zirve100 En iyi

Zirve100 En iyi