Tuvalet taşları yüzünden evi terk etmek mi gerekir?

2008-01-17 09:27:00

Anlatılana bakılırsa şimdiye kadar bulundukları yerlerde alafranga tuvalet hiç kullanmamışlar. Hep zemin seviyesinde yerleştirilen alaturka tuvalet taşı varmış evlerinde. Aldıkları yeni evde ise alaturkası yok, alafrangası da kıbleye yönelik şekilde konmuş haldeymiş... Bu durumda ya kıbleye karşı olmayan alaturkasını koymalılarmış ya da burasını terk etmelilermiş. Kıbleye yönelik alafrangası kullanılmazmış. Değerlendirmeleri bize böyle anlatan okuyucum şöyle devam ediyor: - Benim bildiğim kadarıyla bu, evi terk ettirecek kadar büyütülecek bir durum olmamalıdır. Ama bazıları bu konuyu evi terk etmeye kadar ileriye götürüyorlar. Bize bu mevzuda bilgi verirseniz geldiğimiz evin huzurunu yaşayabileceğiz. Yoksa evde yer taşının bulunmaması, alafranganın da kıbleye yönelik halde konmuş olması aldığımız yeni evi terk etmeye kadar götürecek bizi. *** Cevap: Efendim "Sünnet Işığında Hayat" kitabında bu konuya açıklık getirmeye çalışmıştık. Oradaki bilgiye baktığımızda tuvalet taşı konusundaki bu titizliğin temelinin temizliğe dayandığını görmekteyiz. Tuvalet temizliği konusunda hadis bizlere şöyle ikazda bulunmaktadır: - Tuvalette idrar sıçramasından kaçının. Çünkü kabir azabının çoğu idrar sıçramasından kaynaklanmaktadır! Demek ki tuvalet esnasında, elbisemizi ve bedenimizi her türlü kirlerden, hatta idrar sıçramasından temiz tutmamız gerekmektedir. Öyle ise tuvaletlerde aradığımız özellik, bu temizliği tam temin eden özelliktir. İdrar sıçratan, bedende dışkı bulaşığı bırakan yapılanma, temizlik ihtiyacımızı tam karşılayan yapılanma değildir. Konunun aslı budur. Meseleye böyle bakınca modern tuvalet taşlarının hangisi bu temizliği daha mükemmel temin ediyorsa, idrar sıçratmadan hangisi daha uzak tutuyorsa tercihe layık görülecek de o yapılanma olması lazım gelir. Peygamberimizden hem ayakta hem de yere yakınlaşarak idrar etme örnekleri verilmektedir. Demek ki her ikisinin de caiz olduğu; ancak her iki halde de esas olanın, idrarı... Devamı

Kaza Namazı Çetelesi

2007-03-11 22:36:00

Kaza Namazı Çetelesi Sürüm : 1.1 Boyut : 355 Kb Kullanım İzni : Ücretsiz (Freeware) Dil : Türkçe İşletim Sistemi : Windows (Tümü) Üretici Firma : ŞEMS Elektronik & Yazılım Eklenme Tarihi : 08-03-2007 (hakank) »»» Programı innDir ««« Tanıtım: Üreticiden: Bu uygulama, kaza namazı kılmakta olup kayıt tutmayan veya sağlıklı kayıt tutamayanların işini kolaylaştırmak ve kaza namazları olup da daha kılmaya başlamamış olanları teşvik etmek üzere tasarlanmıştır. Kayıt dosyaları " .nmz " uzantılıdır ve şifrelidir. Bu şifre, son derece önemli olan kayıt dosyalarına başkalarının erişmesini engellemek amacıyla konmuştur. Uygulamayı kullanmak son derece basittir. Kaza namazlarınızı kaydetmek için tek yapmanız gereken, kaza namazını hangi gün kılmışsanız, ana penceredeki tarih kutucuğundan o günü seçerek kıldığınız namaz vaktine ait kutucuğa bir tik koymak ve tiklerinizi koyduktan sonra dosyayı kaydetmektir. Daha önceden kayıt tutmuş olanlar için eski kayıtların toplam sütununa eklenmesi özelliği de mevcuttur. Kaza Namazı Çetelesi ‘nin hayırlı, faydalı olması dileğiyle... ... Devamı

araştırıcılık fitnesi

2007-02-07 22:07:00

ARAŞTIRICILIKSON ZAMANLARDA UZAKTAN SEYREDİP ÜZERİNDE UZUN UZUN DÜŞÜNDÜĞÜM BİR KONU VAR.İNTERNET ALEMİNE GİREN ARKADAŞLAR İYİNİYETLİ OLARAK BAZI ŞEYLERDEN RAHATSIZLIKLARINIBELİRTİYORLAR. HERBİR ARKADAŞ KENDİ DÜŞÜNCESİNE GÖRE BİRŞEYLER YAZIP ÇİZİYORLAR.GERÇEK YAŞAMLARINDA KİM NASIL İNSAN BİLEMEYİZ. AMA BİZ MONİTÖRDE YANSIYANLARA BAKARIZ.BEĞENİRSEK TAKİP EDERİZ. YORUMLAR YAZARIZ, LİNKİNİ EKLERİZ. AMA YENİ BİR İNSAN DEĞERLENDİRME ŞEKLİ ORTAYA ÇIKMIŞ GALİBA. BİR BLOG VEYA SİTE YAPMIŞSINIZ; SİTENİZİ BLOGUNUZU TANITMAK İÇİN LİNK SEPETİ YAPIŞTIRMIŞSINIZ. O SEPETE BAŞKA SİTELER BLOGLARDA EKLENMİŞ.ONLAR DA ABUK SABUK ŞEYLERMİŞ.. BUNDAN NE ÇIKIYORMUŞ ORTAYA:BU ARKADAŞ GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ BİRİ  DEĞİLMİŞ. BENİM DÜNYAMDA BUNUN ADI BAŞKA BİRŞEY......BU NASIL BİR DEĞERLENDİRME ANLAYIŞI ? BEN BLOG DÜNYASINDA KISA ZAMANDA ÇOK GÜZELLİKLER GÖRDÜM. TAHMİN ETMEDİĞİM HAZİNELER BULDUM.VE BUNU UMMUYORDOM. DAHA ÇOK KÖTÜ ŞEYLE KARŞILACAĞIMI SANIYORDUM. ASLINDA İNSAN ARADIĞINI BULUR. HELE İNTERNET ALEMİNDE BULAMAYACAĞINŞEY YOK. AMA HİÇ BİRŞEY YOK. GEÇENLERDE ESKİ KİTABOOKU ABİMİZ ÇOCUK PORNOSUNA HAYIR KAMPANYASINATEPKİ GÖSTERMİŞTİ? NEDEN DİYE DÜŞÜNMÜŞTÜM. OKUYUNCA HAK VERDİM. BU ARKADAŞLAR ÇOCUK PORNOSUNA HAYIR DERKEN PORNOYA EVET DER GİBİ OLUYORLARDI... SONRAKİ GÜNLERDE İSE BU ARKADAŞLARIN SAYFALARININ KENARINDA KÜÇÜK YAZILARA TIKLAYARAK ALTINDA ÇIKANLARLA KARŞILAŞINCA KIZDIKLARINI GÖRDÜK. BAŞKALARININ BLOGLARINDA BANNERLARI TIKLATIP O ARKADAŞLARIN KARAKTERLERİNİ ANLADILAR.BU ŞUNA BENZİYOR: BİR KİŞİNİN EVİNDEKİ TELEVİZYONU AÇIP KANALLARI TARAYIP O KİŞİ SEYREDER Mİ SEYRETMEZ Mİ BİLMEDEN BU ADAM BUDUR DEYİP YARGILAMAYA..HERBİRİMİZ BİR DİĞERİNİN DÜNYASINI KURCALAYIP ARAŞTIRIRSAK ÇOK ŞEYLER BULURUZ. HİÇ BULAMAZSAK ANASINDA BABASINDA DAYISINDA DEDESİNDE BULURUZ BİRŞEYLER.BUNUN ADI ARAŞTIRICILIKTIR. YASAKTIR. FİTNEDİR. BİZ İNSANLARIN YAPTIKLARINABAKARIZ. HATALARINI AFFEDERİZ. AYNI YERDEN AYNI YILANA DA KENDİMİZİ ISIRTMAYIZ. UZATMAYA GEREK YOK. İNTERNET ALEMİ BÜYÜK OKYANUS .... Devamı

'Başkası'na Dikkat!

2007-01-25 22:47:00

Nihat DAĞLIBebek ağlar! Ağlamak herşeyidir onun. Sadece acı çekiyor oluşunun ifadesi değildir ağlaması… “Acıktım, altımı ıslattım, üşüdüm” der aynı zamanda. Gökkubbe altında sürüp giden hayatla tanıştığı ilk saatlerde, kendisine dayatılan ihtiyaçları karşılamaya yetmediğini hisseder (mi?). Veya biz öyle anlarız; ağlar, ‘başkası’nı yardıma çağırır. ‘Başkası’na yürüyüşümüz ilk ağlamamızla başlar. Büyüklenmemiz kocaman bir yalan! Bu yalanın altından büyük bir fay hattı geçiyor; en ufak sarsıntıda dökülüyor. Biyolojik yetmezliklerimizi söylemiyorum bile... Hayatın bize yaşattığı durumlar ve sordurduğu soruların hepsine cevap veremediğimiz bir gerçek. Bir insan tekiyle konuşuyorsak, konuşma ihtiyacı duyuyorsak, demek ki bu böyle... Birşeyler yazıyor olmam da bunu doğruluyor. Yetmezliğimin, ‘başkası’na olan ihtiyacımın ifadesidir bunlar. Yazarak rahatlıyorum; yazdıklarımın gelip sizi bulması, sizin beni okumanız, bilmeniz, bildiğinizi hissetmem, birlikte bir anlam çoğaltmamız hayatı ‘değer’li kılıyor. Bebek ağlar, biz ise konuşur ve yürürüz. ‘Başka’larıma yürüyüp duruyorum. Okumaya başladığım ve başta ‘başka’m olanlar sonra ‘ben’ oluyorlar. ‘Başka’m ne kadar iyiyse ben o kadar iyileşiyorum. ‘Başka’larımızı seçişimiz niteliğimizi, bizi belirliyor. Eğer bizi bizin dışına taşımıyor ve bize yeni adımlar attırmıyor iseler, bir nitelik farkını yaşamıyor, ‘yeni’yle çoğalmıyoruz demektir. ‘Başka’mız ötemizde olmalı bu yüzden; bizden fazla, bizden iyi olmalı ki, birkaç adım atmış olalım. Değilse, bize benzer veya bizden geride olanlarla durduğumuz yeri kendimize zindan etmiş oluruz. Kendi ördüğümüz surların içinde bir mahkûm gibi yaşayıp gideriz. Söylemeye çalıştığım şeyi örneklemek açısından, Jack London’ın kahramanı Martin Eden’in karşılaş(tır)masını okuyalım diyorum: “...Birdenb... Devamı