OKUDUĞUN SÜRECE ÖZGÜRSÜN !.....

2007-01-17 02:20:00

Geçmişten günümüze insanlık için büyük bir ayıp olan. Okuyamama, ya da okuma isteksizliği problemi, OKUMANIN bizlere neler kazandıracağını bilememekten kaynaklanmaktadır. Bu soruna çözüm için kitabın yazılışından başlamak istiyorum sizlere konuyu anlatmaya. Bir yazar bir kitabı yazabilecek konuma gelebilmek için uzun yıllar birçok kitap okur, araştırmalar yapar ve de yaşadığı yıllar boyunca kazandığı tecrübe ve güçlü birikimlerle birlikte yazdığı birçok deneme yazılarından sonra yazar olur. Yazar, yazılarını ortalama iki yıllık bir uğraştan sonra kitap haline getirir. Bizse bu kitaplara kitapçılardan satın alarak, ya da devletin bizlere sunduğu en güzel hizmet olan kütüphanelerde ulaşırız. Bilginin merkez bankaları olan kütüphanelerimiz bizlere karşılık istemeden veren hazine kaynaklarıdır. Bizler bir kitabı anlayarak okuduğumuzda yazarın kitabı yazmaya harcadığı zaman ve de yıllarca kazandığı tecrübe ve birikime kitabı bir kaç saat içinde okuyarak ulaşırız. Bu da bize dünyanın en değerli şeyleri olan hayattan ve zaman dan kazanmamızı sağlar. Her yeni kitabı okuduğumuzda ruhen ve aklen iki yaş daha büyür, bedenense genç kalırız. Her kitap farklı karakterlerdeki ve bilgideki yazarlar tarafından yazılır. Bütün yazarların birleştikleri ortak noktalar vardır ki bunların bir kaçını şöyle sıralayabiliriz. Bunlar hayatın temel taşları olan İYİLİK, DOĞRULUK, SEVGİ ve de EŞİTLİK unsurlarıdır. Farklı yazarların kitaplarını okuduğumuzda dünyayı ve hayatı farklı açılardan görür, yepyeni dünyalara gider, bambaşka insanlar tanırız. Bu dünyadan iki yıl daha kazanmak istiyorsak her yeni gün gözümüzü yeni bir kitaba açmalıyız. Her okuduğumuz kitap bize BİLGİ, TECRUBE, BAŞARI ve de hayattan kazanılmış ZAMAN olarak geri dönecektir. Kitaplar bize çağımızın en önemli unsurlarından olan DİLİMİZİ ve de ZAMANIMIZI en doğru bir şekilde kullanabilmemizi öğretir. Gelecekte iyi bir konuşmacı ve de yazar olabilmemize yardımcı olur. Şimdi sen, her okuduğun kitapta ken... Devamı

KİTAB OKUMAK.

2007-01-17 02:16:00

Kitap okuma, düşünceleri olgunlaştırır. Çok kitap okuyalım, okuduğumuz kitapları iyi anlayalım. Kitaplar, bizi motive eder, hayata bağlar ve ufkumuzu açar. Düşünme, hedef belirleme, ileride büyüyünce yetenekli kişiler arasında yer alma imkanı verir. Eğer ülkemiz için bir kısım başarılı projeler geliştirip kendimizi ispatlamak istiyorsak bolca kitap okumalıyız. Çünkü önemli projeler üretmek, başarı ister, güç ister, gayret ister, bilgi ister. İnsan hayatta, önce kendine güven duymalı. Daima başarılı olma tutkusu ile yaşamalıdır. Çalışkan kişinin gündeminde başarısızlık yoktur. Bir insanın sahip olduğu görüş ve düşünceleri bilgi ve kültür düzeyi kadardır. Bizim ecdadımız daima büyük düşünmüş, büyük projelere imza atmıştır. Bizler de büyüklerimize özenerek daima kendimizi geliştirmeli ve onların bıraktığı projeleri tamamlamalıyız. İnsanın davranışlarındaki olgunlaşma, düşüncelerindeki güzellik kültürel birikimini ve bilgiyi yerli yerince kullanma becerisini gösterir. İşte insanı bu seviyeye getiren bir uygulama yeteneğidir. Bu yeteneğin oluşması ise sürekli ve düzenli okuma alışkanlığıyla mümkündür. Sonuç olarak insan, kitap okuma alışkanlığı kazanınca kendine güveni artar. Kitap okuyan insanların becerisi ve bilgisi artar. Sevgili kardeşlerim! Biliyorsunuz okumanın, yazmanın yaşı ve zamanı olmaz. İnsan istekli olursa hayatta her şeyi başarır. Kitap okumaya  başlayınca düşüncelerimi ve görüşlerimi yeniden gözden geçirdim.  Edindiğim her bilgi ve tespit, fikirlerimi olgunlaştırdı. Şimdi, önceleri çok basit düşünüyormuşum, diye kendi kendime kızıyorum. Bir örnek vermek gerekirse benden küçük kardeşimin hatalarını sık sık yüzüne vurur, onu güya kendimce doğruya yöneltmek isterdim. fiimdi anlıyorum ki, hatalar yüze vurmadan, ezmeden, yumuşaklıkla söylenmeliymiş. Okuduğum için bunun ölçüsünü öğrendim. Okumak kadar bir güzellik var mı? Hayatını güzelleştirmek ve olgunlaştırmak isteyenlere sevgi ve muhabbetlerimle Peygamberim... Devamı

HAT SANATI

2007-01-14 08:27:00

) HATTIN TARİFİ         Hat, sözlükte uzun ve doğru yol; mastar olarak yazı yazmak manalarına gelir. Çoğul olarak, ekseriya, hutut veya ahtat kullanılır.         Batıda hüsn-i hat (güzel yazı) karşılığında, calligraphy kelimesi kullanılmaktadır.  Ancak, hüsn-i hat, İslam yazıları için kullanılan bir tabirdir. Sanatkârına, hicri ilk asırlarda, kâtib, küttâb, verrâk daha sonra da hattat denilmiştir. İranlılar, hattat karşılığında, hoş nüvis veya hüb-nüvis kelimelerini kullanmışlardır.         Osmanlılarda hat sanatı gelişirken, hattatlara da hususiyetlerine göre farklı isimler verilmiştir. Bu yeni tabirler, yazı çeşidine göre, ta'lik - nüvis (ta'lik yazan), celi - nüvis (celi yazan), siyakat - nüvis (siyakat yazan), çep-nuvisan (divani yazanlar) olarak kullanılmıştır.         Meşhur bir tarifte hat şöyle anlatılır: "Hat her ne kadar, cismani aletlerle meydana gelirse de, aslında ruhi bir hendesedir."         Aynı manadaki diğer bir tarifte de, Nazzam: "Hat, bedeni duygularla meydana gelirse de o ruhun asaletindendir" der.         Bu tariflere göre hat: "Üstadını taklitle, zihne nakşolan şekillerin ruhtaki güzellik duygularıyla birleşerek, el, kalem, kâğıt ve mürekkep gibi, maddi aletlerin yardımıyla meydana gelen ruhi bir hendesedir."         Hat, bir fikri ifadeye yarayan ölçülü yazıdır. Bir fikrin yalnızca çizgili sembollerle ifadesi değil, aynı zamanda okuyana hayranlık uyandıran güzellik vasıtası, dini ve toplumsal değerlerin tasviridir. Plotinos, "Maddi güzellik, ruhi güzelliğin ifadesidir" derken gerek kâinatta, gerekse sanat eserlerinde görülen güzelliğin, ruh güzelliği olduğunu ifade etmiştir.       &nbs... Devamı

Yalnızlık var,"Yalnızlık" var.

2007-01-08 12:18:00

Serdar Poyraz Bir hikâye: Bir Batılı çok yalnızmış, bir Doğulu da çok yalnızmış Batılı cehenneme gitmiş, Doğulu cennete gitmiş * Yalnızlık o denli hüzünlüdür ki, onu sadece düşünmek dahi insanı ağlatır Uçsuz bucaksız bir çöldeki tek ağacın bir başınalığından çok daha dehşetlidir yalnızlığımız. Ağaç sürekli bir teklikten muzdariptir oysa biz yalnızlık girdabına bir batıp bir çıkarız. Kurtulmak için yaptığımız her deneme hüzün defterine yeni bir sayfa ekler Ve hayat, hüzün defterlerinin dev bir külliyatı olur çıkar. Çevremizdeki bir dolu insan ne yapabilir bu yalnızlığa. Devâ olmayı bırakın, ızdırabı artırırlar Ne kadar garip ve ne kadar yalnız olduğumuzu kuvvetlice vurgulamaktan öte bir marifetleri yoktur. Oysa deneriz bir umutla sürekli: Ah bir anlayan ah bir dinleyen olsa… Fakat dost dediklerimiz bizden yüz çevirmek için küçük bir falso beklerler, hafifçe bir sürçsek, söylenmemesi gereken bir sözü söyleyiversek “Ben de bunu bekliyordum” dercesine yaralarlar kalbimizi. Vefasıza verecek son bir buruk tebessüm daima vardır cebimizde Bu tebessüm, yalnızlığın mutlak olanına yapılan bir girizgâhtır Ve gecenin karanlığında yalnızlığın türküsü çınlamaya başlar kulaklarımızda. Belki de şeytanın sesi, filozofu delirten de bu ses olsa gerek “Ne için uğraşıyorum, ve kimin için? Neye inanıyorum ve niçin? Ve ne kadar yalnızım!” Varlıkların hepsi manasını yitirir, hepsi acı verir çünkü, sonra “varlık” kavramının kendisi de anlamını yitirir ve niçevo’**ya yolculuk (Turgenyev’e selam) Belki de tek felsefe budur belki de felsefenin sadece ölümden bahsetmesi gerektiğini söyleyen doğru soyluyordur Bahsetse ne olur? Çözümsüzlüğün içinde bir yalnızlık, sonra bir tane daha …İntiharın yamaçlarında çiçeklerin kokusu değişir ve deniz o kadar da mavi gözükmez. İnsan ve dünya arasına bir de bedeni girer ve eşya donuklaşır Dünya, akvaryumun gerisinden bakıldı... Devamı