Allah'ın 99 ismini zikretmek insanın gündelik hayatını değiş

2008-11-22 12:35:00

Günlük hayatınızı aydınlatacak SIRAllah'ın 99 ismini zikretmek insanın gündelik hayatını değiştiriyor. Mesela sabırsız biri 'Ya Sabır' çekerek sabırlı olmayı başarabilir. Peki hangi ismi, günde kaç kez ve hangi halimiz için zikretmemiz gerekir? İşte cevabı... Merhametsizlere 'Er Rahim', 'Er Rahman', aşırı sinirlilere 'El Halim', sevgi ve muhabbeti az olanlara 'El Vedud', nereye gideceğini bilemeyenlere 'Er Reşid, sıkıntı içinde olanlara 'El Vekil'... Esmaül Hüsna yani Allah'ın isim ve sıfatlarını günlük  hayatta zikretmenin insana pratik yararları var. Bu konuda ilahiyatçılar da doktorlar da hemfikir. Esmaü'l Hüsna üzerinde araştırma yapan isimlerden Dr. Ender Saraç sinirli birinin 'El-Halim' esmasını çekerek daha halim selim biri olabileceğine inanıyor. Tıpkı sabırsız birinin 'Ya Sabır' çekerek sabırlı olmayı becerebilmesi, merhametsiz birinin 'Er-Rahman, Er-Rahim' çekerek merhamet sahibi olmayı başardığı gibi.Zaman Gazetesi Kürsü Sayfası Editörü Süleyman Sargın, Esmaü'l Hüsna bilgisinin Allah-âlem ilişkisine ışık tutması ve sonuçta Allah'ı tanıma açısından büyük önem taşıdığına vurgu yapıyor. Zira Kur'an'da da geçen bütün bu isim ve sıfatlar Allah'ı tanıtmakta. Marmara Üniversitesi  İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülaziz Hatip'e göre Allah'ı, isim ve sıfatlarıyla tanımak, O'nu her an yanında hissetmek, insan için büyük bir emniyet ve saadet vesilesi. Kişi inandığı Allah'ın isimlerini ve manalarını bilmekle vasıtasız olarak O'nunla bir nevi dostluk ve diyalog kurma imkanı bulmuş olur. Bu güzel isimlerin bir kısmı Cenab-ı Hakk'ın varlığını ispat eder. Allah'ın Hayy, Baki, Kayyum gibi sıfatları onun varlığını inkar edenleri reddeder. Bazı sıfatları ise birliğini ispat eder. Vahid, Ehad, ... Devamı

İsa Peygamber'i, Rab olarak gördüğüm İsa'dan daha çok s

2008-10-18 21:44:00

Müslüman olarak İsa Peygamber'i, Rab olarak gördüğüm İsa'dan daha çok sevdimAbdullah Palazoğlu'nun yaşamı iki ayrı hikâyeden oluşuyor. Müslüman bir ailede doğan ve Ermeni Koleji'nde okurken Hıristiyanlığı seçen Palazoğlu, Ermeni Patriği Mesrob Mutafyan tarafından vaftiz edilerek yurtdışına teoloji eğitimi için gönderildi.İsmini Andreas Palaylogos olarak değiştiren rahip, Amerika, Vatikan, Yunanistan gibi ülkelerde çalışarak altı yabancı dil öğrendi. Ancak onun hayatını yeniden değiştiren olay görev yeri Konya'da gerçekleşti. Bediüzzaman'ın eserini okurken Hıristiyanların gerçek İncil'in ayetlerini nasıl tahrif ettiklerini fark eden 17 yıllık yüksek rütbeli papaz Andreas'ın, İslam'la yeniden tanışmasına her iki kesim de mesafeli yaklaştı. Hıristiyanlar tarafından dışlanarak bütün mal varlığına el konulan ve ölüm tehdidi alan Palazoğlu, aynı zamanda 'ajan' ithamına maruz kaldı. Çeşitli işlerden bu itham sebebiyle çıkan ve en son haftalık 50 YTL kazandığı hamallık işine sarılan Palazoğlu geçmiş 17 yılı büyük bir kayıp sayıyor. "Şu an iki pantolonum, iki gömleğim, bir de hırkam var. Rabb'imden 35 yıl daha istiyorum. Hıristiyanlığa 17 yılımı verdim, bunun iki katını da İslam için kullanacağım." diyen Palazoğlu, Müslümanların İsa Peygamber'ini, Hıristiyan iken Rab olarak gördüğü İsa'dan daha çok sevdiğini kaydediyor. Hayat hikâyesini kitap olarak yazmaya da başlayan Palazoğlu, Hıristiyanlığın bir din değil mantığa uygun bir felsefe olduğunu belirterek, 'Konya'da 80 tane apartman kilise var ve amaç üniversite gençliğini Hıristiyanlaştırmak' diyor. Bediüzzaman'ın eserleri sayesinde Müslüman oldum Rahip iken Müslüman olma serüveninizin en başına giderek, önce Hıristiyan olma hikâyenizi dinlemek istiyo... Devamı

Ney tutkunları buraya

2008-10-16 16:06:00

Ney tutkunları burayaNey Dergisi'nin yeni sayısı dopdolu bir içerikle okuyucusuna kavuştu.Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan dergi, merakla beklenen bu son sayısında birbirinden güzel röportaj ve dosyalarla okuyucusuna merhaba dedi. “Musiki Tarihimiz” kapağıyla çıkan dergi okuyucularına Reha Sağbaş yorumuyla çok geniş bilgiler veriyor. Prof. Dr. İsmail Hakkı Nur “Sessizliğin Ardındaki Hikmet” isimli yazıyı kaleme alırken, Sabiha Tak “Tasavvufta Lale’ye bakış” isimli yazısıyla dergiye renk katıyor. Ayrıca Ney Dergisi ve Neyforum.biz işbirliği ile gerçekleştirilen Neyzenlerin Konya ve Küçük Ayasofya buluşması da derginin ilgi çekici bölümlerini oluşturuyor. Yeni sayının röportaj konuğu olan Ney yapımcısı Ömer Özçelik meraklılarına tatmin edici ve yön gösteren bilgiler veriyor. Zeytinburnu Belediyesi tarafından Kültür Sanat hayatımıza kazandırılan “Neyhane” de derginin dikkat çeken bir diğer konusu. Genel Yayın Yönetmenliğini Neyzen Ali Özkan Demir’in yaptığı derginin editörlüğünü Dr. Metin Aytekin,Sanat Yönetmenliğini de Metin Aytekin üstlenmiş. Ney Dergisi’nin hasretle beklenen 4. sayısı yayına konuldu. Çok özel röportajların, araştırma ve deneme yazılarının yer aldığı 4. sayının ana konusunu Osmanlı’da Musiki oluşturuyor. Bu anlamda sayın Reha Sağbaş ile yapılan söyleşi son derece önemli konular barındırıyor. Yine neyforum.biz buluşmalarının detayları hakkında bilgi edineceksiniz. Tasavvuf üzerine yine Sabiha Tak hanımefendinin yazısını okumadan geçmeyin. dergimizi BURAYA TIKLAYARAK incelebilirsiniz.... Devamı

Bir kapris hikâyesi

2008-10-04 22:35:00

Kaprisli bir insan mısınız sizce? Lafı dolandırmadan, dürüstçe? Ben en az bir konuda öyleyim. Lokantada, kafede yemek seçerken. Yağmurlu, serince bir Bodrum akşamı. Bayram tatilinden evvel geldik güneye. Turistlerin, sosyetenin, paparazzilerin, parıltıların Bodrum’u bitmiş, yerlilerin, esnafın, sokak kedilerinin Bodrum’u başlamış. Sakin ve doğal. Bayrama kadar. Ne vakit bir kafede otursak, ne zaman sipariş vermeye kalksak, Eyüp’ün garsonla diyaloğu bir saniye sürer, benimki dakikalar, bazen yarım saat alır. Menüdeki elli seçeneği zihnimde ona indirmeyi başardıktan sonra başlarım zavallı garsona ahiret soruları sormaya. “Şu yemeğin içinde et yok değil mi?” “Şunda kullandığınız yağ nedir, baharat ne kadar?” “Bunun içindeki kabak tereyağla mı ayçiçek yağıyla mı?” Garson nazik, sabırlı (hepsi değil elbette) cevaplar sorularımı. Beraber menüdeki on yemeğin üzerinden geçeriz tek tek. Sorularım bittikten sonra zihnimdeki on seçeneği genellikle beşe ya da dörde kadar indirmiş olurum. Ancak muhtemelen hâlâ hiçbir şeyi tam olarak beğenmemişim, karar verememişimdir. Bu sefer önerilerim başlar. Bir karar vermeden önce önerilerimin hangisinin gerçekleştirilebileceğini bilmem gerekir. “Acaba ızgara sebzeli salataya patlıcan ve pancar koymasanız da onun yerine kuşkonmaz ve mısır koysanız olur mu? Sezar salatasını marul değil Akdeniz yeşilliği ile yapabilir misiniz, olsun?” Biçare garson bunların cevabını bilemez. Aşçı bilir. O yüzden garson birkaç defa benim bulunduğum masa ile mutfak arasında mekik dokur. Bu geliş gidişlerin sonunda garson eğer hâlâ patlayıp işi bırakmamışsa, ikimiz beraber seçenekleri ikiye ve en nihayetinde bire düşürmeyi başarırız. Böylece yarım saatlik bir kargaşadan sonra ben si... Devamı