ŞİMDİ GERÇEKTEN AĞLAMAK VAKTİDİR.

2008-09-08 21:56:00

ONU KAYBETTİK...ŞERİF BENEKÇİ1952'de Kütahya/Gediz'in Muhipler köyünde doğdu. İlkokulu köyünde bitiren yazar, Ankara İmam-Hatip Okulu'nun orta kısmını parasız yatılı olarak okudu. Kütahya Lisesi'ni bitirdikten sonra yüksek öğrenim için gittiği Almanya'da bir süre kaldı, yurda dönüp ODTÜ İdari Bilimler Fakültesi, Erzurum AÜ İşletme Fakültesi ve MÜ İlahiyat Fakültelerine devam ettiyse de bitirmeden ayrıldı. Daha sonra AÜ Açıköğretim Fakültesi Sosyal Bilimler Önlisans Programını bitirdi. DİE'de tercüman ve anketörlük, Gümrük ve Tekel Bakanlığı'nda idare müdürlüğü yapan Benekçi, bir süre özel sektörde çalıştı, tekrar devlet memurluğuna dönüp İstanbul'da on dört yıl İmam-Hatiplik yaptı. Memuriyetinin son yedi yılında DPÜ'de önce Meslek Yüksekokulu Sekreterliği, ardından Bilgi İşlem Dairesi Şube Müdürlüğü yapan yazar, 2005 yılında emekliye ayrıldı. Yazı hayatına lise birinci sınıfta (1970) başlayan yazarın ilk romanı olan Dikenli Topraklar Kütahya'da mahalli bir gazetede tefrika edildi. 1977'de bir yayınevinin açtığı roman yarışmasında üçüncü teşvik ödülü aldı, hikâye ve denemeleri değişik dergilerde yayınlandı, DPÜ'de 'Şerif Benekçi'nin Romanlarında Kültürümüzün Unsurları' adlı yüksek lisans çalışması yapıldı (2001). Benekçi'nin Türk dili ve edebiyatı üzerine yaptığı beş ayrı çalışması, İngilizce'den bir roman çevirisi ve siyer kitabı ile Orhan Ardıçlı müstearıyla yayımlanmış inceleme ve araştırmaları vardır. Diğer romanları: Şimdi Ağlamak Vakti (1986), Kırlangıçlar Erken Göçtü (1987), Kumsalı Olmayan Ada (1990), Güvercin Geçidi (1991).... Devamı

YA DENİZ FENERİ SÖNERSE ?....

2008-09-08 21:41:00

ALKAN: SAMİMİ GÖNÜLLER 'ACABA' ŞÜPHESİYLE BURKULUP KAVRULACAK.."İsnad edilen suçlar doğru ise facia zaten" diyen Zaman Gazetesi yazarı Alkan, yoğun tartışmalar arasında unutulan bir noktaya dikkat çekti.Çöl Hırsızı Hikâye mâlum, hatta meşhur, fakat tam yeridir, tekrarında fayda var: Çölde yaşayan zengin ve muktedir bir kabile reisinin dillere destan, eşi-menendi az bulunur bir atı varmış. Günün birinde kabile reisi, bu pek sevgili atına atlayarak tek başına çöle gezmeye çıkmış. Hayli zaman at koşturduktan sonra dönmek üzere iken uzaklarda bir kımıltı dikkatini çekmiş. Bir insan, yerde yatıyor. Belli ki çok hasta veya ölmek üzere. Yardıma muhtaç. Hemen oraya yaklaşıp atından inerek yerdeki adama yardıma gitmiş. Hâlâ nefes aldığını görünce sevinip atının terkisinden su kırbası almak üzere iken, yerdeki mecâlsiz ve hasta adamı, o herkesten kıskandığı değerli atın üzerinde görünce şaşırıvermiş. Adam atı topuklayıp erişilemeyecek kadar uzaklaştıktan sonra dönüp, alay edercesine bakmış atın sahibine, Fakat bir gariplik var; atın sahibi ardından koşarak bağırıp çağırmıyor; sadece durduğu yerde ağlıyor. - Ne oldu diye seslenmiş hırsız, "Zoruna gitti de ondan ağlıyorsun değil mi? Sen ki bu atı kendi gözünden, evlâdından bile kıskanırdın ama bak, aklım ve çevikliğim sâyesinde şimdi benim oldu atın; ne kadar ağlasan yeridir!" Atın sahibi gözyaşlarını silmiş; demiş ki, "Hayır ey hırsız, atımı çok severdim, doğrudur; senin onu benden çalman elbette gücüme gitti, fakat onun için ağlamıyorum." - Yaa, niçin ağlıyorsun öyleyse, kadınlar gibi? - Şunun için: Bu haber yarın etrafta duyulduğunda, senin nasıl bir hile ile atımı elimden kapıp çaldığın dilden dile gezdiğinde bundan sonra çöl... Devamı

DÜNYA ÇOCUKLARI ESMA'ÜL HÜSNA'YI SESLENDİRİYOR

2008-09-03 00:23:00

 Samanyolu Televizyonu bir ilke daha imza attı.Bu Ramazan'da Samanyolu'nun iftar ve sahur programlarında dünyanın farklı ülkelerindeki çocukların seslendirdiği Allah'ın en güzel isimleri büyük beğeni topluyor. Bu çocukların ne dili birbirine benziyor, ne rengi, ne de ırkı. Onların tek bir ortak noktası var. Hepsi de Yüce Yaradan'ın en güzel isimlerini seslendiriyor. Samanyolu'nda artık bir ramazan klasiği haline gelen 'İftar Zamanı' ve 'Gecenin Bereketi' isimli programlarda bu yıl farklı yenilikler seyirciyle buluştu. İftar programı Hamdullah Öztürk'ün sunumu ve Fatih Çalımlı'nın ilahileriyle renklenirken, sahur vakti evlerimize konuk olan Gürkan Vural ile Harun Tokak sohbetleriyle Süleyman Erkişi ise; nameleriyle geceyi aydınlatıyor. Ramazan programlarının sürpriziyse bu çocuklar oldu. Dünyanın farklı ülkelerindeki çocuklar, kendi ülkelerinin müzik kültürüne uygun Esma'ül Hüsna'yı söylüyor. Bu çalışmasıyla bir ilke imza atan Samanyolu'nda, değişik ülkelerde yaşayan yaklaşık 10 çocuğun okuduğu ilahiler de, büyük beğeni topluyor. Her ikisi de canlı yayınlanan programlardan 'İftar Zamanı', her gün saat 16.45'te, 'Gecenin Bereketi' ise; saat 03:00'te ekranlara geliyor.yolu bir ilke imza attı <tr><td colspan="2"><object classid='clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000' codebase='http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=7,0,19,0' width='286' height='180'><param name='movie' value='http://reklam.samanyoluhaber.com/detaySAG1_286x180/awwemer280x180.swf' ><param name='quality' value='high' ><embed src='http://reklam.samanyoluhaber.com/detaySAG1_286x180/awwemer280x180.swf' width='286' height='180' quality='high' pluginspage='http://www.macromedia.com/go/getflashplayer' type='application/x-shockwave-flash'>... Devamı

NE KADARIMIZ GERÇEK BİZİM?.....

2008-04-03 19:39:00

     Yalan ve yalancılık hepimizin bildiği temel yasaklardandır. Ama bu yasak, içinde çocuklara verilen öğütten daha fazlasını barındırır; varlığımıza, gerçekliğimize dair bir özü… Kendi gerçekliğini, varoluşsal derinliğini hissedemeyen insan, kendi taklidini ortaya çıkarır. Yalancılık aslında insanın kendi kendisini inkâr etmesidir. “Yalancının dili mi yoksa kalbi mi daha yalancıdır?” sorusuna Hz. Osman r.a. cevaben kalbi olduğunu söyler. Yalan söylemek, kararmış, güzelliklere kilitlenmiş bir kalbin kendi buhranlarını dış dünyaya negatif enerji yüküyle aktarmasıdır. İnsan olmanın şerefli basamağına ayak basamayanlar, kendilerinin sahte varlık olduğunu sürekli yalan söyleyerek ifşa etmektedirler. Bir başka ifadeyle bu tür insanlar insan suretinde olan taklidî varlıklardır. İşte bu noktada Yüce Allah, kendini var eden Yaratıcı’yı gerçeklik olarak kabul eden müminleri, Kur’an-ı Kerim’in son suresinde, yalancılık ve sahtekârlıklarıyla şeytanlaşmış insanlara karşı uyarmaktadır: “De ki: Sığınırım insanların Rabbine. İnsanların mâlikine. İnsanların ilâhına. İnsanların kalbine sinsice vesvese verenlerin şerrinden. Cinden ve insanlardan olan şeytanların şerrinden.” (Nâs, 1-6) Kendisinin insan olduğunu kabul edenlerin Rabbine hangi amaçla sığınacağız? Temel amaç şudur: bu insanlar kendi varlıklarını yalanlamakla kalmayıp, aynı zamanda çevrelerindeki diğer “insanların kalbine sinsice vesvese verirler.” (Nâs, 4-5). Söyledikleri yalanlarla insanları şüpheye düşürebilirler; böylece gerçekleri karartabilirler. Gerçeği Karartanlar Yalan yılan gibidir; insanı ne zaman tuzağa düşüreceği ve sonunda imha edeceği belli olmaz. Aniden hafif bir ıslık sesiyle hareket eden yılana yakalanabiliriz. Bu durumda artık duygu ve düşüncelerimizin vesveselerle, vehimlerle çepeçevre kuşatılmış olması bizi dehşete düşürebilir. Yalancılığın zamanla insanı şeytanlaştırabileceği gerçeği, ... Devamı