YAPTIĞIN YANINA KAR KALMAYACAK

2008-03-04 21:16:00

<a href="http://imageshack.us"><img src="http://img131.imageshack.us/img131/3773/gulev4.jpg" border="0" alt="Image Hosted by ImageShack.us"/></a><br/>By <a href="http://profile.imageshack.us/user/sahafhakki">sahafhakki</a>Kimse yaptığının yanına kalacağını sanmasın!Evet, kimse yaptığının yanına kalacağını sanmasın. Çünkü adili mutlak olan Allah, imhal eder, yani mühlet verir; ama asla ihmal etmez. Bir de bakarsınız ki zalim, zulmünün karşılığını beklenmedik bir anda olanca şiddetiyle görmüştür. Ancak insanlar bu cezanın yaptığı zulmün, haksızlığın karşılığı olduğunu bazen anlayamazlar da zalimin, haksızın yaptığı yanına kaldı sanırlar. İşte size irşat eserlerinde haksızlık ve zulüm karşılığı olaylardan bir misal... Bir gün Musa Aleyhisselam: - Ya Rabbi! der, bazı insanlar zalimin yaptığı yanına kalıyor sanıyorlar. Halbuki senin adaletin eninde sonunda gerçekleşmekte, zalim zulmünün karşılığını mutlaka bir sebeple görmektedir. Bana gerçekleşen bu adaletinin bir örneğini göster ki, onu insanlara anlatayım da kimse zulüm ve haksızlık yapma cesareti bulamasın kendinde. Eninde sonunda zulmünün karşılığını göreceğini anlasın herkes. Rabb'imiz: - Ya Musa der, sahrada dört yolun kesiştiği yerdeki çalılıkta saklanarak çeşme başında cereyan edecek olayları seyret de gör bakalım zalim, haksız nasıl eninde sonunda zulmünün, haksızlığının karşılığını görmektedir... Musa Aleyhisselam, tarif edilen yerdeki ağaçların arasına gizlenerek karşıdaki çeşme başında yolcuların yaşayacağı olaylara bakmaya başlar. İlk olarak bir atlı gelir çeşmenin başına. Atından iner, üzerindeki heybesini alıp ağacın gölgesinde oturup yemeğini yer, suyunu içer, içinde altınları bulunan heybesini orada unutarak atına binip uzaklaşır. Arkasından gelen ikinci yolcu, çeşmeden suyunu içer, etrafa bakarken ağacın dibinde bir heybe görür. Kaptığı gibi heybeyi gözden kaybolur. Onun arkasından iki gözü de görmeyen üçüncü yolcu gelir, o da ... Devamı

RIZIK, ALLAH'TAN NASIL İSTENİR?

2008-02-09 15:50:00

<a href="http://imageshack.us"><img src="http://img520.imageshack.us/img520/7236/rizkyq7.jpg" border="0" alt="Image Hosted by ImageShack.us"/></a><br/><a href="http://g.imageshack.us/g.php?h=520&i=rizkyq7.jpg"><img src="http://img520.imageshack.us/img520/7236/rizkyq7.a7ed5f388b.jpg" border="0"></a>Gönlü zengin ve gözü tok olmak, hırslı olmamak anlamına gelir. Hırs, şiddetli istektir.Başkasının var, benim de olsun! İnsan bunu söylerken, kendi gelir-gider dengesini düşünmez. Bu sefer borçlanır, borcunu ödeyemez. Faizle para alır, borçları artar. Borç ödeyeceğim diye, gece gündüz çalışır, ibadetlerini terk eder. Ta ki, hırsla meydana gelen giderlerini karşılasın diye... İnsanlar, mevki ve makam bakımından yükselmek isterler. Lüks ve konforun içinde yaşamak isterler. Almak kolay amma, ödemek nasıl olacak? Derken bataklığa battıkça batarlar. Bu bataklıktan çıkamayanların kimisi intihar eder, kimisi çıldırır. Kamyonetin çekeceği yükü taksiye yüklemek hırstır. İnsan ilimde, ibadette, cömertlikte, hayırda hırs gösterirse, bu gayet güzeldir. Allah bu dünyayı insanlar için yaratmış. Herkes gibi biz de bu dünyadan daha çok pay almak isteriz. Ama helalinden... İnsanın vücudu bir saraya benzer. Bu saray, hırstan gelen darbelere dayanamayıp yıkılabilir. Servetimiz olur, rahatımız olmayabilir. Ev alırız, ağız tadıyla oturamayabiliriz. Bankada biriken paraları yiyemeyebiliriz... Hadiseler gösteriyor ki, hayat bizim istediğimiz gibi devam etmiyor. Bu sebepten, hırslanmaya lüzum yoktur. Mesela Said Nursi, dinine hizmet için mevkisini, makamını, servetini, akrabalarını terk etmişti, ömür boyu sürgünlerde ve hapislerde yaşamıştı, yine de yılmamıştı. Memur olduğum yıllarda, hakkımda takibat açıldığında maaşımın gideceğini, hapse düşeceğimi, emekli maaşımdan mahrum kalacağımı düşünür, telaşlanırdım. O zaman Said Nursi (ra) aklıma gelirdi. O da Allah'ın Rezzak sıfatına inanıyordu, ben de... Fakat o, dini için her şeyini fe... Devamı

SIRA, ÇARŞAFLI ERKEK PROVOKASYONUNDA

2008-02-08 12:01:00

Başörtüsüyle ilgili Anayasa değişikliğinin Meclis'teki ilk görüşmelerini ibretle takip ettik.CHP sözcüsü, "burası, oruç için insanların bıçaklandığı bir ülke..." deyince tüylerim diken diken oldu. "Türban serbest bırakılırsa üniversitelerde kan gövdeyi götürecek" diye korku salanlar, felaket tellallığı yapanlar sadece CHP'liler değil. Bazı üniversite rektörleri, gazetelerini savaş karargâhı haline getiren bir kısım yayın yönetmenleri; ısrarla "göreceksiniz, başı kapalılar, başı açık olanlara baskı yapacak, üzerlerine saldıracak" diye bas bas bağırıyor. Bu, insafsız bir provokasyon davetidir, paranoyakça bir tahriktir. 27 Mayıs darbesinin öncesinde de, aynı zihniyet, aynı cephe, üniversitelerde gençlerin kıyma makinelerinden geçirildiğini yaymıştı, manşetlere taşımıştı. 28 Şubat sürecinde, "irtica geliyor" senaryosuna konu mankeni yapılan Ali Kalkancı'lar, Fadime Şahin'ler dün gibi hafızalarımızda değil mi? "Görün bakın, başı açıklara nasıl saldırılacak" diyenler alenen bazı yerlere, çete artıklarına mesaj mı gönderiyor? "Daha ne duruyorsunuz, değişiklikler Meclis'te görüşülüyor, gün bugündür, niye başı açıklara saldırılar düzenlenmiyor?" mu demek istiyorlar? İzmir'de meydanlarda çarşaf yakılması bir işaret fişeği mi? Önümüzdeki günlerde herkesin çok dikkatli olması gerekiyor. Provokatör genç kızlar, başı kapalı olanların arasına sızıp, hatta erkeklere çarşaf giydirilip, bazı himayelerle üniversite bahçelerine sokulup, başı açıklara herkesin gözü önünde saldırılar başlayabilir. Şehirlerin işlek caddelerinde, özellikle de muhafazakâr olarak bilinen şehirlerimizde akla hayale gelmeyecek saldırılar tertipleyebilirler. Sünni-Alevi yangını çıkarmak için nasıl Çorum gibi, Sivas gibi bu konuda hassas olan şehirler seçilmişse, bu meselede de aynen öyle düşünürler. Konya'yı, Kahramanmaraş'ı seçerler. "Sütçü İmam, kadınlarımızın başındaki örtüyü çeken Fransızlara nasıl saldırdıysa, biz de onun torunlarıyız" de... Devamı

ANADOLU'NUN İŞGAL YILLARINDA

2008-02-04 11:56:00

ONLARA SAKIN KIZMAYIN.!!!EN SON DEDELERİ ÜLKEMİZİ İŞGAL ETMEK İSTEDİKLERİNDE NİNELERİMİZİN ÇARŞAFLARINA ELLERİNİ UZATMIŞLARDI. SÜTÇÜ İMAMLAR DERSLERİNİ VERMİŞ ARKALARINA BAKMADAN  KAÇMIŞLARDI. AMA MAALESEF KAÇARKEN KİRLİ TOHUMLARINI TECAVÜZLERLE BIRAKIP GİTMİŞLERDİ. KİMİ KADINLAR KENDİ ELLERİYLE BOĞMUŞLARDI YAVRULARINI.. DEMEK Kİ  YAŞAYANLARIN TORUNLARI SOYLARININ GEREĞİNİ YAPMAYA DEVAM EDİYORLAR.SAKIN KIZMAYIN ONLARA .. HERKES ASLI NEYSE ONU YAPACAK..ARAŞTIRIN BUNLAR NEREDE DOĞMUŞ?SORUN HANGİ OKULLARDA OKUMUŞ? SORUN DA SORUN.ET OLARAK NE YEMİŞLER? Devamı