ŞİMDİ DE ABDESTE TAKTILAR.........

2008-01-14 18:43:00

Bir müzenin tuvaletindeki lavabo musluğundan abdest alan başı örtülü kızları gören "modern bayan" bundan tiksinmiş, Lavaboda ayak yıkamayı hijyene aykırı bulmuş, burada da hak ve hürriyetlerinin (hijyenik bir ortamda ellerini yıkama hakkının) ellerinden alındığını heyecanlı bir üslupla anlatmış. Bir başka "modern bayan" -aynı zamanda "sanatçı" imiş- böyle yerlerde başlarını örten kız ve kadınların "ne işi var" diye şikayette bulunmuş. Önceki yazımda alıntıladığım insan hakları belgesinin ilgili maddesi, "açık ve gizli, tek başına ve toplu halde inancın uygulanmasını" bir hak olarak tanıyor. Namaz kılan bir Müslüman kadın (başı açık olsun, örtülü olsun) namaz vakti gelince onu kılmak mecburiyetindedir. Kılmadığı zaman günah işlediğine inanır, bundan dolayı üzülür, bunalır, mutsuz olur. Durum böyle olunca büyük bir yüzdesi Müslüman olan ve onların da büyük bir yüzdesi namaz kılan bu ülke insanlarının dini vazifelerini yerine getirebilmeleri için gerekli tedbirleri almak devletin ve yerel yönetimlerin (müze vb. yaptıran özel kesimin) vazifesi değil midir? Bu tedbirler alınmadığında "dini uygulama" önüne engel konmuş, bir "kamusal baskı" yapılmış olmaz mı? Spor, eğlence, eğitim ve öğretim gibi insan hak ve ihtiyaçlarını karşılamak için devlet ve yerel yönetimler trilyonlar harcıyorlar. Kalabalıkların bulunduğu (kamuya açık) yerlerde isteyen vatandaşların abdest alıp namaz kılmaları için uygun mekanlar hazırlansa ve buralarda kadınlara mahsus yerler ayrılsa "laiklik elden gider mi", yoksa insan hakkının (dileyenin inancını yaşaması hakkının) uygulanmasına yardımcı olunarak "laikliğin de gereği" yerine getirilmiş mi olur? Yoksul evsizlere ev bulmak toplumun ve devletin vazifesidir. Devlet bu vazifesini yapmazsa köprü altlarının ve parkların mekan tutulmasına kimse mani olamaz. Müslümanlarda kadın erkek ilişkilerinde sınırlar vardır; kadın, erkeklerin bulunduğu yerde başını açarak abdest alamaz. Kadınlar için tuvalet yapıldığı gibi bir de ... Devamı

Çağdaş Eğitim Vakfı nerede yardım topluyor?

2008-01-11 22:19:00

     Bu habere çok şaşıracaksınız!!! Çağdaş Eğitim Vakfı'nın (ÇEV) camilerde yardım topladığı ortaya çıktı. Her fırsatta imam hatip okullarına, din eğitimine ve dinine bağlı nesiller yetiştirilmesine karşı söylemleriyle tanınan Çağdaş Eğitim Vakfı'nın (ÇEV) camilerde yardım topladığı ortaya çıktı. Din ve dindarlar konusundaki açıklamaları değerlerine bağlı pek çok insanı rencide eden ÇEV üyelerinin Cami'de namaz kılmaya gelen vatandaşlardan yardım talebinde bulunması farklı şekillerde yorumlandı. Bunlardan biri ÇEV'in kendisini "Çağdaş" olarak tanımlayan kesimlerden destek bulmayınca rotayı hayır yapma konusundaki duyarlılığı herkesçe mâlum dindar insanların toplandığı ortamlara çevirdiği şeklinde. Bir başka yorum ise ÇEV yönetcilierinin değerlerine bağlı insanları 'kolay kandırılabilir kişiler' olarak görüp, onlardan aldıkları yardımlarla yine onlar aleyhine kampanyalar yürütebileceklerine inandıkları yönünde. ÇEV'in makbuz karşılığı camilerden ne kadar yardım topladığı konusu ise kamuoyu tarafından bilinmiyor. Yine vakfın bu paraları hangi amaçlar doğrultusunda kimlere yönlendirdiği de kamuoyunun bilmediği bir başka konu. Öte yandan Vakfın bir süre önce bölücü örgütle irtibatı olan bazı öğrencilere burs verdiği ortaya çıkmış ÇEV yönetimi belgeleriyle ortaya konulan bu haberler karşısında zor durumda kalmıştı. İşte Samanyoluhaber.com'a ulaşan ÇEV mensuplarının camilerde bağış topladıklarına dair ilginç fotoğraf kareleri. ... Devamı

ASRIN DECCALI : CHAT

2008-01-11 00:24:00

         chat = asrın deccalı - 1 chat = asrın deccalı Neden böyle bir baslik attigimi bu bölümdeki yazilari okuyunca anlayacaksiniz. Fakat bölümdeki yazilara gecmeden önce neden böyle bir baslik attigimi kisaca anlatmak istiyorum.  Acayip bir dünyada yasiyoruz. Herkesin kendine göre düsünceleri var. Cesitli inanclar, ideolojiler ve siyasi düsünceler. Hatta bir ailenin fertlerinin düsünceleri bile cok farkli olabiliyor. Kardeslerin düsünceleri ve siyasi görüsleri hatta inanclari degisik olabiliyor.  Kimisi, Namazi vaktinde kilamadigi icin vicdan azabi cekerken digeri "fuhus yaptigi ve hatta sarap ictigi icin" "bu benim icin bir ihtiyac, onun icin yapiyorum diyerek" kendini tatmin etmis olmasi.  Birisi rahat, digeri huzursuz.  farkinda oldugunuz gibi, insanlarin algilama bicimi cok farkli olaylara bakis acisi cok degisik. Her insan bu dünya ya kusursuz gelir, dini acidan söylememiz gerekirse "günahsiz" gelir. Sonra etrafin etkisi ile, anne-baba, egitim ve tv gibi unsurlar biz insanlarin bakis acilarini degistirirler.  Evet, iste simdi bana "chat = asrin deccali" dedirten etkilere gelecegim. yazdigim gibi, sizin algilama sekliniz baska olabilir, veya beni etkisinde birakan bazi meseleler, benim bu konudaki algilamami degistirmis olabilir.    yukaridada bahsettim. etraf insani etkiler ve insanin algilamasi ve fikirleride buna göre olusur... Simdi size kisaca etrafimdan örnekler vererek neden bu sekilde düsündügümü kisaca aktarmak istiyorum.  Efendim ben Bayburt luyum. Biliyorsunuz Bayburt Dogu da bir ilimiz. Erzurum, Erzincan, Gümüshane ile siniriz. Kücük bir ilimiz, saniyorum nüfusu 30.000 civarinda, Turgut Özal zamanind... Devamı

Türkler Nasıl Müslüman Oldular?

2008-01-10 11:50:00

    <a href="http://imageshack.us"><img src="http://img211.imageshack.us/img211/2551/turklerlt7.jpg" border="0" alt="Image Hosted by ImageShack.us"/></a><br/>    Claude Cahen ÖRGÜN YAYINEVİ Türkler, kendi asıl yurdundan ve halkından uzakta, İslâm toplumunun içinde yetişmiş ve bu toplumda etkili olmuş kişilerdi. Kendi geleneği içinde devlet olarak örgütlenmiş bir Türk halkı o zamanlar yalnız İslâm dünyasının dışında vardı. Buna karşılık XI. yüzyılda kitle olarak Türk boyları İslâm toprağına gelip yerleştiler, ülkenin karakterini değiştirip kendi göreneklerine göre, kendilerine özgü biçimde yaşamaya başladılar. Gerçi zamanla bu Türkler de değiştiler ve çevreye uydular; ilerde onların yerleşme bölgelerini, yalnız önder güç olarak egemenlik kurdukları diğer bölgelerden ayırt etmek zorunda kalacağız. Nitekim daha önce de İbn Tulun ve İhşid, Mısır’da bu şekilde yabancı hükümdarlar olmuşlardı; şimdi ise Türklerin siyasal ve askerî etkinliği çok daha güçlü ve sürekli biçimde yerleşmiş bulunuyordu. Bu farka rağmen İslâm doğunun her ülkesi, Selçuklu devletinin kuruluşunun sonuçlarını görür duruma gelmişti. Türklerin ortaya çıkışı İslâmiyete Küçük Asya (Anadolu)’da, Bizans İmparatorluğunun aleyhine, klâsik İslâm sınırlarının ötesinde yeni bir egemenlik alanı da kazandırmıştır, burası daha sonra Osmanlı İmparatorluğu için yayılma merkezi olmuş, sonunda Türkiye durumuna dönüşmüştür.... Devamı