TEVBENİN TARİFİ VE ŞARTLARI
26/2/2007 · Kategori: TEVBE
Tevbe-i nasuhun manası ve şartları nedir? Kulun, bütün günahlardan kurtulabilmesi için ne yapması lazım gelir? Şimdi bu soruyu cevaplayalım:
Tevbe, kalbin faaliyet alanına giren hususlardan biridir. Tevbenin, ulema –Allah (c.c.) onlardan razı olsun- nezdindeki manası ise, kalbin günah çemberinden çıkıp kurtulmasıdır.
Büyük bir zat tevbenin tarifiyle ilgili şöyle der: daha önce benzerini işlediğin bir günahı, Allah Teala’yı tazimen ve öfkesinden sakınmak amacıyla, şeklen aynısını değil derece olarak benzerini işlemeyi terk etmek.
Öyleyse tevbenin dört şartı vardır:
1- Günah işlemeyi kesin olarak terk: Bunun manası, bir daha kesin olarak günaha dönmeyeceğini kalbine yerleştirmek ve buna kesin olarak karar vermektir.
Demek ki, bir kimse günahı terk ediyor ve kendi kendine, belki bir daha günah işlemeyebilirim diyorsa , veya günahı terk etme konusunda kesin kararlı değil de mütereddit ise ; yani günaha tekrar dönme ihtimali varsa ; o kişi günahtan uzaktan durmuş olur tevbe etmiş olmaz.
2- Daha önce işlemiş olduğu bir günahtan tevbe: Zira, kişi eğer tevbe ettiği günahın daha önce benzerini işlememiş ise, o kimse tevbekar değil muttakidir! Dikkat edersen, Nebi (s.a.v.) için ‘’ küfürden tevbe etmiş idi’’, demek doğru olmaz. Çünkü o, geçmişte küfre götüren bir şey yapmamıştı. Ömer (r.a.) ise, daha önce küfür halinde bulunduğu için, küfürden tevbe etmişti.
3- Daha önce işlediği ile terk etmeye niyetlendiği günah, şeklen değil, derece ve mertebe bakımından birbirinin benzeri olmalıdır: Mesela, daha önce zina yapmış ve yol kesmiş bir pir-i fani, bu günahlardan tevbe etmek istediğinde, henüz tevbe kapısı kapanmadığından , bu elbette mümkündür. O pir-i fani, zina ve yol kesme iradesini terke kadir değildir. Bu haliyle o fiilleri yapmağa kadir değildir ki, terk etmeye kadir olsun. Öyleyse bu kişi hakkında, bu fiilleri terk ettiğini söylememiz doğru olmaz, onları yapmaktan alıkonulmuştur. O fiilleri yapmaktan acizdir, yapmaya muktedir değildir. Aynı kişi; yalan söyleme, zina iftirası, gıybet, nemime gibi kötülük ve derece bakımından zina ve yol kesmeye benzer günahları işlemeye muktedirdir. Zira, bunların her birinin günahı insan oğlu için farklı da olsa ve her biri derecesine göre değerlendirilse de, bunların hepsi de günahtır.
Fakat dinin aslına taalluk etmeyen bu günahların hepsi de , bid’at dercesinin altında bir basamakta bulunurlar. Bid’at mertebesi ise, derece olarak küfrün altındadır. Bu sebeple, o kişinin, bugün aynısını yapmaktan aciz olduğu zina, yol kesme vb. gibi geçmişte işlediği bütün günahlardan tevbe etmesi sahih ve geçerli olur.
İMAM GAZALİ'NİN (CENNETE YEDİ GEÇİT MİNHACÜ'L-ABİDİN) ADLI ESERİNDEN ALINMIŞTIR.
BU YAZI KAYNAK GÖSTERİLEREK KULLANILABİLİR.KİTABOOKUKalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır

